Skip to content

www.Cevsen.de

Duâlarımızın makbul olması için
AddThis Social Bookmark Button

İnsan yaptığı duâlardan zarurî rızık tarafına bakan ıztırarî duâ sınıfındaki duâlarının karşılığını kesin olarak bu dünyada alır. Çünkü bu, Rezzak-ı Kerîm tarafından vaad edilmiştir.

Diğer türlü, zarurî rızka yönelik olmayan veya imtihan vesilesi olan belâ ve musîbetlerin def’i için yapılan duâların makbul olmasının ise şartları vardır. Nasıl bir devlet dairesindeki işiniz için belli şartlara uygun dilekçe yazmanız gerekiyor. Dilekçenin hitabının, üslûbunun ve diğer unsurlarının güzelliği kabulünde etkili oluyorsa; yapılan duâların da kabule yakınlaşması için güzelliklerle dolu olması etkili oluyor.

Peygamber Efendimiz (asm) bir çok hadisinde; babanın oğula, misafirin, oruçlunun, hastanın, mazlûmun... duâlarının makbul olduğunu belirtiyor.

Devamını oku...
 
Risale-i Nur'u dünya işlerine alet etmek
AddThis Social Bookmark Button

Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri, Hizmet Rehberi'nde buyurmuş ki: "Risale-i Nur dünya işlerine alet olamaz, dünya işlerinde siper edilmez... Dünyevî maksatlar onunla istenilmez, istenilse ihlas kırılır."Bu ne demektir?

Risale-i Nur'lar tahkiki imanı temin eder. Mademki tahkiki imanı temin eder, öyleyse Allah rızası için okunmalıdır.

Kastamonu Lahikası'nda deniyor ki, "Biz Nur'un hizmetinde çalıştıkça hem maişetçe (geçim), hem istirahat-i kalpçe bir genişlik, bir ferah, zahir bir surette hissediyoruz."

Amma bir insan "gönlüm rahat olsun, okuyayım dertlerim gitsin" diye Risale-i Nur okuyabilir mi? Okursa rahat eder mi?

Devamını oku...
 
Duâ zırhını giymek
AddThis Social Bookmark Button

 00022.jpgİnsan bu dünyaya ibadet, duâ ve ilimle tekemmül etmek/mükemmelleşmek için gönderilmiştir. İbâdetin özü ise duâdır. Büyük bir kulluk olan duâ; her şeyin sahibi, mâliki, idârecisi, Rabbi, sonsuz rahmet, şefkat, sevgi, kudret sahibi olan Cenâb-ı Hakk’a yalvarmak, istemek, O’na dayanmak, aczimizi anlayıp O’nu vekil tâyin etmek, ihtiyaç ve arzularımızı O’na arz etmektir. “Duâ” kelimesinin Kur’ân’da 212 defa geçmesi; bize insânî vasfı kazandıran önemli ibâdet olduğunu gösterir.

* Duâ eden bilir ki, yalnız değil, birisi var; bütün ihtiyaçlarını görür, bilir, sesini duyar, ona cevap verir. Buna binâendir, duâları işiten ve cevap veren Semî-i Mutlak ve Mucîb-i Mutlak olan yüce Rabbimiz, “Duânız olmasa ne ehemmiyetiniz var?”1 buyurmaktadır. Bu meseleyi şöyle anlayabiliriz:
Medeniyetten, insanlardan çok uzaklarda, mağaralarda yalnız başına yaşayan bir insanın ne önemi var? Duâ ile Allah’ın sonsuz rahmet ve hazinesinden bir şey istemeyen insanın da Hakkın nazarında ne önemi olabilir?
* Duâ, varlığımızın değerini de belirler. Duâ, ispat-ı vücuddur. Yâni, varoluş sebebimizi, ne olduğumuzu, nereden geldiğimizi, niçin geldiğimizi ve nereye gideceğimizi, sonunda ne olacağımızı ve ne olmamız gerektiğini duâlarımızla ortaya koyarız.
* Duâ psikolojik açıdan büyük bir rahatlık ve huzûr doğurduğu gibi, ahlâkî arınmayı, yücelmeyi gerektirir. Dolayısıyla, gelişim safhasındaki takılma ve saplantıların önlenmesinde, şahsiyetin/kişiliğin gelişmesinde yapıcı bir fonksiyon icra eder. Bir hadis-i kudsiye göre duâ ve ibâdetle meydana gelen yakınlaşma Allah’a karşı sevginin, bu sevgi de kuldan duyarlı bir vicdan ve sağduyunun doğmasına sebep olduğu belirtilir.
Böylece duâmızla, sonsuz Rahîm (şefkat eden, yardım eden), Hafîz (koruyan) Allah’ın koruma alanına gireriz. Şeytan ve habis ruhların şer/kötülük ve baskılarından emin oluruz.
* Duâ, dünya ve içindekilerle beraber, şeytan ile nefsin etrafında dolanmaktan kurtulup, tek bir noktaya yönelmek demektir. Bu, çokluktan, dünya problemlerinden, sıkıntılarından sıyrılıp, ruha nefes aldırmak, onu dinlendirmektir aynı zamanda. Duâ, madde bağımlılığından, nefsî, indî/subjektif, süflî/pespâye arzu ve isteklerden kurtulmaktır. Duâ, işlediğimiz hatâ, kusur ve günahların izlerini vicdânımızdan siler, rûhumuzu arındırır. Şeytânî hallerden uzak durup; ruhumuzu imân, tefekkür, ilim, ibâdet, takva, salih amel gibi mânevî gıdalarla doyurup beslemeliyiz.
* Düşünce ve duygularımızın antenini duâ ile İlâhî hakikatlere, ulvî âlemlere çeviririz. Tamamen habis/siyah, karanlık menfî bir enerji boyutundan yaratılan şeytan; insanların ruhlarına etki edebilir. Gayet tabiî ki bu, şeytanın verici gücünün yüksekliğine ve alıcının telkine, olumsuz meselelere açık olmasına ve cevap vermesine bağlıdır. Şeytan, vesvese ve fitnesiyle ruh ve duygularımızın dengesini bozar. Rûh ile vücûdun manyetik dengesinin bozulmasından rûhî hastalıklar doğar. Şöyle ki:
Elektrik de, sinir hücreleri arasında iletişim sağlayan bir unsurdur. Elektrik akımının da dengesizliği; vücut ritmini, dengesini bozar. Kimyevî ifrazat ve elektrik akımlarını harekete geçiren de; aşırı veya yersiz evham, korku, öfke, heyecan, kin, düşmanlık, sıkıntı, endişe/kaygı gibi negatif duyguların yerinde ve ölçüsünde kullanılmamasıdır. Aşırı ifrâzâtları, güzel söz ve telkinlerle dengelemek mümkün. Zaten, vehmî hastalıkların en etkili ilâçlarından biri önem vermemektir. Önem verdikçe büyür, şişer. Önem verilmezse küçülür, dağılır. Zaten, vehmî hastalık çok devam etse, (psiko-fizyolojik yapımızı etkileyerek) hakikî hastalığa döner. Vehham ve asabî insanlarda fena bir hastalıktır; habbeyi kubbe yapar, mânevî gücü kırar.2
* Şeytanın vesveseleri negatif olduğundan ruh ve bedenin ritminin dengesini bozmaktadır. Duâ, ibâdet, zikir, fikir, pozitif enerji yayar ve biyo-manyetik tedâvî yaparak bozulan ruh ve beden ritmini, dengesini sağlar. Böylece şeytanın vesveselerine karşı bir kalkan, bir zırh görevi de görmüş olur. Çünkü, İlâhî, ulvî, melekî alana girilmiş olur.
Dipnotlar:
1- Kur’ân, Furkan, 77.
2- Lem’alar, s. 219.

* Duâ eden bilir ki, yalnız değil, birisi var; bütün ihtiyaçlarını görür, bilir, sesini duyar, ona cevap verir. Buna binâendir, duâları işiten ve cevap veren Semî-i Mutlak ve Mucîb-i Mutlak olan yüce Rabbimiz, “Duânız olmasa ne ehemmiyetiniz var?”1 buyurmaktadır. Bu meseleyi şöyle anlayabiliriz:

Devamını oku...
 
Esmaü'l-Hüsna Kanaviçesi: CEVŞEN
AddThis Social Bookmark Button

Esmâü’l-Hüsna’nın değişik şekillerde adeta bir kanaviçe gibi örgülenmesinden ibaret olan Cevşen duası, metin olarak Kur’an’da yer alan Esmâü’l-Hüsna kalıplarına en yakın dua olma özelliğini taşır. Cenab-ı Hak, Kur’an-ı Kerim’de, “Esmâü’l-Hüsna (güzel isimler) Allah’a aittir. O halde O’na onlarla dua edin” buyurarak, en makbul duanın Esmâü-l Hüsna ile yapılan dua olduğunu ifade buyuruyor.

“Cevşen”, bir duadır. Dua ise kulluğun özü ve imanın en halis bir neticesidir. Dua, kulu Allah’a yaklaştıran en kısa bir yoldur. Bediüzzaman, ”Dua bir ubudiyet (kulluk)tur, semeratı uhreviyedir” der. Yani duanın asıl sonuçları ahrette ortaya çıkacaktır.
Devamını oku...
 
Allah'ı Tanıyıp Tarif Etmede Cevşen'in Benzeri Yoktur
AddThis Social Bookmark Button

Bediüzzaman Said Nursi, Cevşen’in “Âl-i Beytin manevî ve gayet mühim bir mirası ve bir feyiz kaynağı” olduğunu belirterek Allah’ı tanıyıp tarif etme konusunda Cevşen’in bir benzeri olmadığını söylüyor. Allah (c.c), Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) hakikatini, ulûhiyetinin tecellilerine kapsamlı bir ayna yapmış ve bütün isimlerinin en büyük ve en yüksek mertebelerine onu mazhar ederek Kur’ân’dan çıkmış “Cevşen” gibi harika bir münacatı O’na nasip etmiştir.

Sözlükte “zırh, savaş elbisesi” anlamına gelen Cevşen, Arapça bir kelimedir. “Büyük zırh” manasında olan meşhur Cevşen-i Kebîr duası ise Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) büyük bir münacatıdır. Bu münacatla Efendimiz (s.a.v.), Cenâb-ı Hakk’a bin bir ismiyle dua eder ve ateşten O’na sığınır. (1)
Devamını oku...
 
Niçin Cevşen Okuyorlar?
AddThis Social Bookmark Button

Ruhun lezzeti için mi, Allah’a yakarış için mi, yoksa hayatlarını Esmaü’l Hüsna ile yaşamak için mi okuyorlar? Onlara Cevşen okumayı kim, ne diyerek tavsiye etti?

Bazısı dua olduğu için, bazısı vakitlerini süslemek için; kimi yolculuk sırasında, kimi de çocuğunu uyutmak için okudu. Ünlülere varıncaya kadar yediden yetmişe Cevşen çantalarda, ceplerde, boyunlarda taşınıyor. Okuyamayanlar da Cevşen’i kaset ve CD’lerden takip ediyor.

İlmi, şifayı, rızkı, tefekkürü, tevhidi, hidayeti ve korunmayı barındıran Cevşen’ül Kebir, Rabb’imizi bize nasıl öğretiyor? Cevşen’i ilk seslendiren İhsan Atasoy, İstanbul Vatikan Temsilcisi Georges Marovithc, Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tefsir Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Davut Aydüz, yazar ve programcı Senai Demirci, yazar Gülay Atasoy, yazar Cemil Tokpınar, gazeteci Mehmet Ali Bulut ve Nuriye Uşşak ile Cevşen okuma üzerine görüştük.
Devamını oku...
 

Duyurular

Sitemizin "Okuyun" bölümüne
7 tane Kuran-ı Kerim,
4 tane Risale-i Nur
okuma imkanı eklendi.

Misafir Defteri ve İrtibat Formu tekrar hizmete girmiştir.

Sitemizi arkadaşlarınıza 'Tavsiye et' imkanı eklendi. (Sayfanın alt kısmındaki linklerden ulaşabilirsiniz)

Websitesi olanlar 'Sitene ekle' kısmından bannerlerimizin kodlarını kullanabilirler.

Anket

Cevşen´i hangi sıklıkla okuyorsunuz?
 

İstatistikler

Bugün1974
Dün1894
Bu Hafta8933
Bu Ay27008
Toplam1661933
Şu anda 34 konuk çevrimiçi
ListeNur.de - islami siteler listesi

NurluYuz


Add to: Mr. Wong Add to: Webnews Add to: Icio Add to: Oneview Add to:  FAV!T Social Bookmarking Add to: Favoriten.de Add to: Seekxl Add to: Social Bookmark Portal Add to: BoniTrust Add to: Power-Oldie Add to: Bookmarks.cc Add to: Newskick Add to: Newsider Add to: Linksilo Add to: Readster Add to: Yigg Add to: Linkarena Add to: Digg Add to: Del.icoi.us Add to: Reddit Add to: Simpy Add to: StumbleUpon Add to: Slashdot Add to: Netscape Add to: Furl Add to: Yahoo Add to: Blogmarks Add to: Diigo Add to: Technorati Add to: Newsvine Add to: Blinkbits Add to: Ma.Gnolia Add to: Smarking Add to: Netvouz Add to: Folkd Add to: Spurl Add to: Google Add to: Blinklist
Social Bookmarking