Duânın önemi var, duâ etmeyenin ne önemi var!

Duâ, insanı sonsuz Rahman ve Rahim olan Rabbine yaklaştırdığından önemini ihata etmek imkânsızdır. Ancak duânın önemini vurgulayan âyet ve hadislerden bir parça ehemmiyetini kavrayabiliriz.

Kur’ân’da “De ki: Eğer duânız olmasa Rabbim katında ne ehemmiyetiniz var?” (Furkan Sûresi: 77) buyurulur. Yani, varoluşun sırrına işâret edilir.

Duânın en önemli fonksiyonu, insanın Kadir-i Mutlak olan Rabbine karşı aczini itiraf etmesi ve Cenâb-ı Hakk’ı ta’zimdir. Yani, kulun her şeye muhtaç olduğunu ve ihtiyacı olan her şeyin ancak O’nun ikram ve ihsanı olduğunu ve O’nun azametini, yüceliğini ilân etmektir.

Duânın önemi; kul ile Yaratıcı arasında bir irtibat vesilesi olmasından da gelir.

“İnsanların en âcizi, duâdan âciz olandır. En fazîletli ibâdet, duâdır. Allah katında duâdan daha değerli bir şey yoktur. Allah ısrarla duâ edenleri sever.” (Câmiü’s-Sağîr, Hadîs No:, 1145, 1129, 7602, 1876.)

“Allah katında duâdan daha şerefli bir şey yoktur.” (Tirmizî, Daavat, 1; İbn Mace, Duâ,1.)

Bir âyet meâlinde duâlara, çağrılara cevap verileceği şöyle beyan edilir:

“Kullarım Beni senden soracak olurlarsa, bilsinler ki Ben pek yakınım. Benden isteyenin isteğine cevap veririm.” (Bakara Sûresi, 186.)

Şu anlamı da çıkarmak mümkün: Duâ ile Allah’a yaklaşan, O’nu sevindirir, merhamet, sevgi ve yardımını hak eder…

Resûl-i Ekrem (asm) duânın önemini çarpıcı temsillerle vurguluyor:

“Allah’ın, kulun bağışlanma dilemesinden duyduğu sevinç, birinizin çölde kaybettiği devesini bulmasından duyduğu sevinçten daha fazladır.” (Câmiü’s-Sağîr, Hadîs No., 7192.)

Kazalardan korunmak mı istersiniz? O zaman duâya sarılmalısınız:

“Ana ve babaya iyilik ömrü arttırır. Yalan söylemek rızkı noksanlaştırır. Duâ kazaya siper olur.” (Buhârî, Mevâkîtü-salât, 5; Müslim, İmân, 137; Ebû Dâvud, Edeb, 130; Tirmizî, Salât, 13; Neseî, Mevâkît, 51; İbn Mâce, Edeb, l.)

Kimi zaman ise, nankör davranıp duânın güzel sonuçlarını görmezden geldiğimize işaret edilir:

“İnsana bir darlık dokunduğu zaman, yanı üzere yatarken, otururken yahut ayakta bize yalvarır, ama biz onun sıkıntısını giderince sanki kendisine dokunan bir darlıktan ötürü bize hiç yalvarmamış gibi hareket eder. İşte aşırı gidenlere yaptıkları iş böylesine süslü gösterilmiştir.” (Yunus Sûresi, 12.)

Duâ o kadar önemli ki, bizi gazaptan kurtarır:

“Cenâb-ı Allah buyurmuştur ki: ‘Kim bana duâ etmezse ona gadab ederim.’” (İbn Mâce, Duâ, 1; İbn Hanbel, 3/477.)

Öyle ya, duâ ile ona sığınmamak ya gafletten, ya kibirden, ya nankörlükten veya O’nun azametini kavrayamamaktan kaynaklanır. Bunlar ise azaba sebeptir.

 

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir