Cevşen’i her gün okuyorum

Birkaç yıl önce, Vatikan Büyükelçiliği İstanbul Temsilcisi Georges Marovitch’le çeşitli konular üzerine bir röportaj yapmış, kendisine bir de Cevşen’le ilgili soru yöneltmiştik.

Malumunuz olduğu üzere Marovitch, İtalya’da geçirdiği bir kaza üzerine, şimdi İstanbul’da bir huzurevinde hayatını sürdürüyor. Kendisi, yine Cevşen’i elinden bırakmadığını, sürekli okuduğunu söylüyor.

Biz burada, 2005’te kendisiyle yaptığımız, Yeni Asya ve Genç Yaklaşım dergilerinde yayınlanan röportajdan Cevşen’le ilgili olan bölümü dikkatlerinize arz etmek istiyoruz.

O zaman “Bazı toplantılarda Cevşen okuduğunuzu biliyoruz. Cevşen’e olan sevgi ve muhabbetiniz nereden geliyor?” diye sormuştuk.
O da aynen şöyle cevaplamıştı:

“Öncelikle şunu da söylemek istiyorum. Ben bir kilise hukuku uzmanıyım. İlahiyatı ilgilendiren konularda sorularınıza cevaplarım doğal olarak tüm ilahiyatçılarımız tarafından tasvip edilmeyebilir.

“Küçük bir cemaatte bir kişinin çok görevleri vardır. Dolayısıyla benim de çok görevim var. Türkiye’deki tüm ruhanî reislerin bir kurulu var. O kurulun da komisyonları var. İşte ben İslâm-Hıristiyan diyaloğu komisyonunun da üyesiyim. Bundan dolayı da İslâm’la diyaloğa ait konularla alâkadarım. Aynı zamanda her Kurban ve Ramazan bayramında İstanbul müftüsünü ziyaret ediyoruz ve Vatikan’ın bayram mesajını da iletiyoruz. İşte evvelki müftü olan Selahaddin Kaya’ya dedim ki: ‘Görüyorum ki Müslüman kardeşlerimin camilerde tesbihleri var. Bizim Hıristiyanların da tesbihi var. Her zaman taşıyorum. Meryem anaya, İsa Mesih’e duâ ediyoruz tesbihle. Müslüman kardeşlerimiz hangi duâyı yapıyorlar?’

“Ve bana ilk önce çok güzel olan Cevşen’i gönderdi. Türkçe okumaya başladım. O kadar hayran oldum ki, “Ne güzel duâlar ve hepimiz yani her inananın söyleyeceği en güzel dualar burada vardır” dedim. Hakikaten Müslüman olalım, Hıristiyan olalım, Yahudi olalım hepimiz bu Allah’ın 99 ismini biliyoruz, okuyoruz. Dolayısıyla aşık oldum bu kitaba, duâya. Ondan sonra yüzlerce Cevşen almaya başladım. Buraya gelen herkese dağıtıyorum. Ve diyorum ki; “Bakın ne kadar güzel bunlar, okuyun, bunlarla da duâ edin, Müslüman kardeşlerimizle birlikte dua edelim.” Çünkü Cevşen manevî kalkandır. Siz daha da iyi biliyorsunuz. Fazla izah etmeyeceğim. Hz. Muhammed’in bir savaşta gelen oklara karşı kendini müdafaa etmek için bir zırhı vardı. Cebrail melek ona dedi ki: “Zırhı çıkar, ben sana Allah tarafından öyle bir zırh vereceğim ki seni bütün kötülüklere karşı koruyacaktır.” İşte bu Cevşen’dir. Yani manevi zırh demektir. Çoğu Müslüman kardeşlerimiz bundan dolayı üzerlerinde küçük bir Cevşen taşıyorlar ki, her türlü kötülükten korusun diye. Ben de işte memleketimizi ve bütün dünyayı Allah korusun diye Müslüman kardeşlerimle beraber o Cevşen’i her gün okuyorum.”

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir