Cevşen eşsiz bir duâ

Prof. Dr. Hüseyin Hatemi: “Cevşen, İlâhî aşk yolunda ilerlemek, tevhidi ve Allah’ın sıfatlarını düşünmek, üzerinde zikretmek bakımından eşsiz değerde bir duâdır.”

** Cevşen-i Kebir’in İslâm kültüründeki yeri nedir?

Cevşen-i Kebîr diye adlandırılan duâ, bildiğiniz gibi Hz. Hüseyin’in oğlu İmam Zeyne’l-Âbidîn’den, Ehl-i Beyt imamlarının dördüncüsünden rivayet edilen, ama esasında Resûl-i Ekrem’e bir nevî Kur’ân vahyi dışında ilham edildiği kabul edilen çok önemli bir duâdır.

Cevşen, İlâhî aşk yolunda ilerlemek, tevhidi ve Allah’ın sıfatlarını düşünmek, üzerinde zikretmek bakımından eşsiz değerde bir duâdır. Cevşen’in metninin mümkün olduğu kadar ilâveler yapmaksızın, eski kitaplarda olduğu gibi nakledilmesi İslâma büyük hizmettir. Bu İlâhî aşk ve tevhid yolunda ilerlemek isteyenlere hizmettir. Onun için bu tür teşebbüsleri hayırlı buluyorum.

** Peki Cevşen’i okumak insanlara başka neler kazandırabilir?

Cevşen’i sadece üzerinde taşımaktansa hem üzerinde taşımak, hem de metnini sık sık okumak iyi olur. Fırsat buldukça sabah namazından sonra, yatmadan önce okumak insanın terakkîsine hizmet eder. Bunu yaparsak, unutmazsak —ben kendim için de ikazda bulunuyorum— manevî faydası büyük olur.

** Kitabî olarak okuduğumuz Cevşen boynumuzda taşıdığımız Cevşenle aynı, değil mi?

Aynı Cevşen, ama boynumuzda taşıdığımız okunabilecek boyutlarda değil. Cevşen’i boynumuzda taşıyalım, bize bir güç verir. Çünkü Cevşen taşımakla muska taşımıyoruz. Muskanın aslı nüshadır, ancak halk dilinde muska şekline girmiş. Muska deyince insanların aklına içinde bazı rakamlar, acayip şekiller olan, bazen Kur’ân-ı Kerim âyeti bile olmayan, bir cin ismi, gene esasa dayanmayan melek isimleriyle dolu büyüyle ilgili bir metin gelmektedir. Allah’tan başkasından yardım istemeye, Allah’tan başkasına sığınmaya, cinlerle işbirliği yapmaya dayanan bir muskayı taşımak şirktir. Ama Cevşen-i Kebîr’in metninde böyle birşey yoktur. Cevşen-i Kebîr tamamen tevhid dersidir, İlâhî aşk yolcularının zikridir. Onun için üzerinde taşımak bazı gerçekleri hatırlatması bakımından da faydalıdır. O kişiyi meleklerin koruması da umulur.

** Cevşen’i okumaktaki amaç nedir?

Aşk ile okuyup benimsemek, özümsemek tabi asıl amaçtır.

** Cevşen’i kabul etmeyen kesimler de var mı?

Cevşen’i kabul etmeyen iki grup var, ancak bunlar tamamen birbirinden bağımsız değil. Birisi, Vehhabi mezhebi. Bunlar insanın üzerinde birşey taşımasına kesinlikle karşılar. Ama onlara göre bunun nazar boncuğu olması, muska olması, Cevşen olmasının arasında bir fark yok. Bir de bizim başka tür muskaları taşıyabilen ama Cevşen’e karşı çıkan kesim var. Vehhabiler Ehl-i Beyt sevgisinde bir arpa boyu yol almalarına rağmen bu kesim Ehl-i Beyt’ten rivayet edilenlere tepki gösteriyorlar. İmam Zeyne’l-Âbidîn’den rivayet ediliyor denilince burada bir Şiilik propagandası var diyorlar.

Ancak merhum Bediüzzaman hep Ehl-i Beyt’ten bahsediyordu. Benim feyzim İmam-ı Ali’dendir diyordu. Bediüzzaman’da önyargılar, kuşkular, sevgisizlikler yoktur. Ehl-i Beyt bağlıları duâ kitaplarında Cevşen’e yer verirlerdi. Demek ki Bediüzzaman’ın doğduğu köyde, Kadirî tarikatı mensupları arasında Ehl-i Beyt sevgisi devam ettiği için Cevşen okunuyordu, ama Türkiye’nin belli yerlerinde bilinmeyen bir duâ idi. Bediüzzaman’ın “Başkası olmasaydı bu yetişirdi” denecek büyük hizmetlerinden birisi de Cevşen’i millete tanıtmasıdır. Bediüzzaman’ın hizmetinden sonra Cevşen Türkiye’ye yayılmıştır.

Kaynak: Yeni Asya

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir